Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,076
DOLAR 7.30
EURO 8.58
ALTIN 476.02

Küresel Enerji Sorunu ve Enerji Politikaları158 defa okundu

kategorisinde, 13 Tem 2020 - 14:55 tarihinde yayınlandı
Küresel Enerji Sorunu ve Enerji Politikaları

Günümüz dünyasında bir insana küresel enerji ve küresel enerji kaynakları denildiği zaman akla gelen ilk enerji kaynakları genellikle fosil yakıt kökenli enerji kaynakları, yani petrol ve doğalgaz olmaktadır. Hal böyle olunca günümüz dünyasının küresel enerji politikaları da yukarı da bahsi geçen fosil yakıtlar petrol ve doğalgaz merkezinde dönmektedir zira günümüz dünyasının enerji üretimi istatistiksel açıdan ele alınacak olursa toplam küresel enerji üretiminin yüzde seksen yedi gibi oldukça büyük bir kısmını fosil yakıtların oluşturduğu göze çarpıyor. Yüzde 87 gibi baskın bir oran günümüz dünyasında enerji ve enerji politikası denildiği zaman akla neden ilk petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların geldiğinin başlıca göstergesi durumunda. Öte yandan yüzde 87’lik fosil yakıt temelli enerji üretimine karşın yenilenebilir enerji kaynağı temelli enerji üretimi sadece yüzde altı gibi bir rakamda kalmıştır. Kalan yüzde yedilik oranı da nükleer enerji tabanlı enerji üretimi oluşturmaktadır. Bir diğer temel enerji üretim istatistiği olan “elektrik enerjisi üretimine” bakılacak olursa da elektrik enerjisinin yüzde 65’inin fosil yakıtlar (en çok kömür sonrasında doğalgaz ve petrol) aracılığıyla oluştuğu göze çarpmaktadır. Tüm bu veriler ispatlamaktadır ki günümüz dünyasının enerji üretimi ve enerji politikaları petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtlara endekslidir.

 İlk paragrafta verilen istatistiksel bilgiler kağıt üzerinde doğrudan herhangi bir olumsuzluk teşkil etmiyor gibi görünse de yakın gelecekte tüm bilim dünyasının hem fikir olduğu kaçınılmaz bir son var: fosil yakıt rezervlerinin tükenmesi… Yapılan tahminler doğrultusunda söylenebilir ki önümüzdeki 20 ila 30 yıl içerisinde dünya üzerindeki enerji talebinin onda dokuzunun yani % 90’ının fosil yakıtlar tarafından karşılanacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra, dünyada üretilen petrol miktarının yukarıda belirtilen süre zarfında (20-30 yıl sonra) bugünkü değerlerden %50 daha fazla olacağı düşünülmektedir. Tahminler de oldukça açık bir biçimde gösteriyor ki gelecekte de, azalmak bir yana dursun, katlanarak ve kontrolsüz biçimde artacak olan fosil yakıt kullanımının kaçınılmaz sonucu fosil yakıt rezervlerinin verimsizleşmesi, azalması ve nihayetinde tükenmesi olarak ortaya çıkacaktır. Bu karşımıza çıkan ilk küresel enerji sorunu işaretidir.

 İkinci olarak, yine ilk paragrafta bahsedildiği üzere, petrol ve doğalgaz gibi günümüz dünyası enerji politikalarının temelini oluşturan fosil yakıt rezervlerinin en yoğun bulunduğu bölgelerin iç ve dış problemleri nedeniyle istikrarlı ve sistematik şekilde fosil yakıt dağıtımı yapamaması ya da bir başka deyişle yüksek petrol, doğalgaz ya da kömür rezervine sahip olan bölgelerdeki devletlerin bazılarının enerji politikalarının istikrar yönünden güven vermeyişi bir diğer küresel enerji sorunu sebebi olarak insan karşısında beliriyor.

 Öte yandan petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıt temelli enerji üretimine dayalı küresel enerji politikalarının çevreye, dünyaya, atmosfere kısaca evrene verdiği zararlar da çeşitli ölçümler ile kanıtlanmıştır. Kimi yönetimler, hükümetler ve ülkeler şimdilik bu zararları görmezden gelseler ya da ikinci üçüncü plana atsalar da yakın gelecekte bu fosil yakıtların temelinde oluşan küresel enerji politikalarının zararlarının azımsanamayacak seviyeye geleceği öngörülüyor. Böylesi bir durumda hükümetlerin erteleyici ya da görmezden gelici politikaları bu kadar sakinlikle karşılanamayacağından fosil yakıt temelli küresel enerji politikaları ve çevreye verdiği zararlar da küresel enerji sorununa işaret etmektedir.

 Bu bahsedilen üç temel neden dallandırılabilir ve gelecekteki olası küresel enerji sorunu onlarca örnek ile desteklenebilir ve ispatlanabilir. Böylesi öngörülebilir bir küresel enerji sorunu beraberinde öngörülebilir ekonomik büyüme sorunları da getirecektir. Bir başka deyişle, fosil yakıt temelli küresel enerji politikalarındaki istikrarsızlık beraberinde sürdürülebilir ekonomik büyüme için de sorunlar getirmektedir. Bu bağlamda sürdürülebilir ekonomik büyüme için, birçok nedene dayandırılarak öngörülen küresel enerji sorunu da dikkate alınarak, enerji politikalarında değişiklik yapmak ve enerji politikalarındaki ağırlığı başka enerji kaynaklarına aktarmak gibi birkaç radikal küresel enerji politika hamlesi yapmak gerekebilir. Peki küresel enerji sorununun kaçınılmaz olduğu bu bağlamda hangi enerji politikalarına ağırlık vermek beraberinde sürdürülebilir ekonomik büyüme getirecektir?

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

 Önemi ve değeri yıllar geçtikçe daha çok anlaşılan ve üzerine yapılan yatırımlar günden güne artan yenilenebilir enerji kaynakları, kendisini fosil yakıtlardan (petrol, doğalgaz, kömür vb.) ayıran belli başlı öne çıkan özellikleri sayesinde olası bir fosil yakıt temelli küresel enerji sorununun ciddi patlak vermesi durumunda enerji bazlı sürdürülebilir ekonomik büyüme için en büyük güvence kaynaklarından birisidir.

 Biraz daha detaylı bir şekilde açıklanacak olursa fosil yakıt rezervleri, daha önce de belirtildiği üzere, dünya üzerinde oldukça asimetrik ve adaletsiz bir dağılıma sahiptir. Bu dengesizlik bile başlı başına bir küresel enerji sorunu teşkil ederken olası bir küresel ihtilaf durumunda birçok ülkenin sürdürülebilir ekonomik büyüme imkanını da yok eder. Bunun aksine yenilenebilir enerji kaynakları, doğru ve hakkaniyetli yatırımlar sonucunda dünyanın hemen her yerinde yararlanılabilecek bir enerji kaynağıdır. Baskın olarak yararlanılabilecek yenilenebilir enerji kaynağı türü değişse de dünyadaki hemen her yerde yararlanılabilecek bir yenilenebilir enerji kaynağı imkânı mevcuttur. Bu nedenle, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımların arttırılması ve yenilenebilir enerji kaynakları temelli enerji politikalarına ağırlık vermek beraberinde sürdürülebilir ekonomik büyüme de getirecektir.

 Yukarıda da belirtildiği üzere dünyanın her bölgesinde fosil yakıtlara olan bağımlılığı en düşük seviyeye indirgeyecek ve küresel enerji sorunlarından dünyanın büyük bir bölümünü kurtaracak çeşitli yenilenebilir enerji kaynakları bulunmaktadır. Peki sürdürülebilir ekonomik büyüme için başlıca hangi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermek gerekir?

Türkiye’de enerji kullanımı dağılımı:

şemsiye içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

  Güneş Enerjisi

 Güneş enerjisi dünyanın ve birçok gezegenin bir numaralı enerji kaynağı olan güneşten gelen güneş ışınlarını doğrudan toplayıp bu topladığı ışınlar ile elektrik enerjisi ve ısı üretimi sağlayan bir yenilenebilir enerji türüdür. Gezegenimiz dünyanın atmosferinin dışındaki güneş enerjisinin şiddetinin 1370 W/m2 olduğu düşünüldüğünde, her ne kadar atmosferin içinde bu değer biraz düşse de, güneş enerjisi çok kullanışlı ve çok daha temiz bir fosil yakıt, özellikle doğalgaz, alternatifidir.

 Güneş enerjisinin sınırsız yani sürdürülebilir bir enerji kaynağı olduğu göz önünde bulundurulursa sürdürülebilir ekonomik büyüme için bu sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynağına, güneş enerjisine ağırlık vermek doğru olacaktır.

  Rüzgâr Enerjisi

 Bilimsel olarak bakılacak olursa; yeryüzünün farklı ölçütlerle ısınması ve bunun sonucunda farklı hava basınçlarının meydana gelmesi sonucu oluşan hava hareketi olan rüzgâr aracılığı ile elektrik enerjisi üretmek mümkündür. Rüzgâr tribünleri teknolojisi ile çok önemli miktarlarda elektrik enerjisi üretmek ve sürdürülebilir ekonomik büyümeye zemin hazırlamak amaçlı rüzgâr enerjisi ağırlık verilebilecek güzel bir yenilenebilir enerji kaynağıdır.

  Hidroelektrik

 Suyun bulunduğu iki farklı nokta arasındaki potansiyel yükseklik farkından faydalanılarak elektrik enerjisi üretilmesine olanak tanıyan hidroelektrik enerjisi, doğalgaza alternatif bir şekilde sürdürülebilir elektrik enerjisi üretilebilecek bir başka yenilenebilir enerji kaynağıdır. Hidroelektrik santralleri ile elektrik üretilmesine olanak tanıyan bu yenilenebilir enerji kaynağına yapılacak olası bir yatırım ya da verilecek herhangi bir ağırlık, sürdürülebilir ekonomik büyümeye de katkıda bulunacaktır.

TEKNOLOJİ VE DİJİTAL ÇAĞI 21. YÜZYILDA TÜRK SANAYİ, TARIM VE HİZMET ENDÜSTRİLERİNİN GELECEĞİ

 Günümüz dünyası teknoloji ve dijitalleşme dünyası… Geçmiş yıllarda hayatımızın merkezinde yer edinmiş olan hemen her kavram günümüzde daha dijital ve daha teknolojik bir evrimleşme sürecinin ardından hayatımızda bulunuyor. Bir başka deyişle hayatımızın temelindeki belli başlı dinamikler kağıt üzerinde aynı fakat ayrıntılı bir inceleme yapılacak olursa bu dinamiklerin günümüz dünyasının yani yirmi birinci yüzyılın şartlarına uygun bir şekilde değişime uğradığı ve dijitalleşme ve teknoloji hamlelerinden nasibini aldığı görülür. Bu olgu yalnızca insan hayatını oluşturan dinamikler için değil dünya üzerinde süregelen hemen her şey için geçerlidir. Daha ayrıntılı bir şekilde ifade edilecek olursa 21. yüzyılın değişime ve bazen gelişime uğrattığı şey sadece insan hayatı ve onun dinamikleri değil, aile kurumunda iş hayatına, politikadan sanata, eğitimden çevreye dünyayı oluşturan ve süregelen bir yapıda olan hemen her şeydir. Tıpkı yukarıda verilen birbirlerinden oldukça bağımsız örnekler gibi ülkelerin ekonomisini ve ticaretini oluşturan hemen her sektör ve endüstri de yirmi birinci yüzyılın beraberinde getirdiği dijitalleşme ve teknoloji çağından nasibi aldı ve almaya devam ediyor. Daha somut bir şekilde ve ülkemiz Türkiye ekseninde ifade edilecek olursa ülkemiz Türkiye’nin tarım, sanayi ve hizmet endüstrileri ve sektörleri de yirmi birinci yüzyılın dijital ve teknolojik dinamikleri gereği değişime ve gelişime uğramıştır. 21. yüzyılın teknoloji ve dijital çağı olarak gelmesi bağlamında gelişen ve değişen Türkiye’deki bu tarım, hizmet ve sanayi endüstrilerinin ve sektörlerinin gelecekleri hakkında da belli başlı öngörüler vardır. Peki nedir tarım, sanayi ve hizmet endüstrilerinin dijital çağdaki, yani 21. yüzyıldaki, geleceği?

21. Yüzyıl Tarım Endüstrisi: Tarım, Teknoloji ve Dijitalleşme

 Yukarıdaki paragraflarda da bahsedildiği üzere hemen her şey gibi tarım endüstrisi ve sektörü de yirmi birinci yüzyılın beraberinde getirdiği teknolojik ya da dijitalleşme tabanlı değişimlerden nasibini almıştır. Bu teknoloji ve dijitalleşme temelli tarım endüstrisi değişimleri; internetin tarım üzerinde olan etkisi, büyük verilerin tarım endüstrisinde kullanılması ve işlenmesi ve tarımda dijitalleşme gibi alt başlıklar halinde belirmeye ve tartışılmaya başlandı.

 Milattan önce üç bin (M.Ö. 3000) yılından bu yana öyle ya da böyle bir şekilde insan hayatında yer edinen tarımda teknoloji kavramı o zamandan günümüze çeşitli değişimler ile varlığını ve güncelliğini korumuştur. Günümüz dünyasında yani yirmi birinci yüzyılda tarımda teknoloji kavramı “dijitalleşme” ekseninde incelenmektedir.

 Tarım endüstrisinde dijitalleşmede de amaç geçmişteki tüm tarımda teknoloji kavramı altında çıkan olgular ile aynıdır: teknoloji aracılığı ile tarım faaliyetlerinden alınan verimi en üst düzeye çıkarmak ve öte yandan zorlayıcı doğa koşulları karşısında gelişen teknoloji ve dijitalleşme ile daha sistematik ve stabil bir tavır almak…

 Günümüz dijitalleşme ve teknoloji çağı olan yirmi birinci yüzyılda gelişmiş ülkelerin hemen hepsi tarımda dijitalleşmeyi sonuna kadar benimsemiştir zira tarım endüstrisi insan hayatına doğrudan (birinci dereceden) etki eden bir endüstridir, sektördür. Bu bağlamda tarımda nanoteknoloji, biyoteknoloji, akıllı tarım, tarımda dikey ve kentsel atık ve bu atıkların yönetimi, tarımda sulama sistemleri ve tarımda doğru sulama teknolojileri gibi tarımsal teknolojiler gelişmiş ülkelerin hemen hepsi tarafından benimsenmiş ve dijital verilerle istenilen her an analize açık haldedir.

 Yakın gelecekte yukarıda sayılan modern tarım teknolojileri ve niceleri opsiyon halinden çıkıp bir zorunluluk olacaktır. Bir başka deyişle, yakın gelecekte tarım endüstrisi kültürü tamamen teknoloji tabanlı değişimlere ve dijitalleşme tabanlı gelişimlere uğrayacaktır. Bu gelişim ve değişimlere uyum sağlamak zaruri olacaktır zira bu teknoloji ve dijitalleşme hareketine, yani 21. yüzyıla, ayak uyduramayanlar tarım endüstrisinden silinme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bundan hareketle, ülkemiz Türkiye’nin de gelişmekte olan bir ülke olduğu baz alındığında, ülkemiz tarım endüstrisindeki dijitalleşme hareketi gelecekte de devam edecek ve geleceğin dijital tarımına ayak uyduranların sayısı oldukça artacaktır.

21. Yüzyılda Sanayi: Dijital Sanayi

 Gerek girizgâh kısmında gerekse tarım endüstrisinin ülkemiz Türkiye’deki geleceği hakkında öngörüler sunarken bahsedildiği üzere yirmi birinci yüzyılın beraberinde getirdiği dijitalleşme, tüm endüstrilerde olduğu gibi sanayi endüstrisinde de üretim şekillerini tamamen değiştiriyor. Bu değişikliğin somut olarak etkisini en çok gösterdiği alanlardan birisi de sanayi endüstrisi ve sanayi sektörü… “Dijital sanayi” kavramı, 21. Yüzyılın gerekliliklerine uygun şekilde evrilen sanayi endüstrisine atıfta bulunuyor ve bu kavram sanayi endüstrisi kapsamındaki fabrikaların daha işlevsel bir hale gelmesi sonucu oluşan akıllı fabrikaları, sanayi endüstrisi çıktılarının genel bir adı olan uygulamaların daha faydalı bir yapı alması sonucu ortaya çıkan akıllı uygulamaları, kara ve hava trafiğinin insansız hale gelmiş formu olan insansız trafiği ve geleceğin yenilenen dijital iş gücünü içeriyor.

 Ülkemiz Türkiye’de de dijital sanayi bağlamında gelecekteki fabrikaların günümüz fabrikalarından çok daha farklı olacağı öngörülüyor. Günümüz fabrikalarının işleyişinin tamamen değişeceği ve doğal iş gücü ile tamamlanan yetkinliklerin birçoğunun otomasyon aracılığı ile yapılacağı gittikçe belirgin bir hal almaya başlayacak ve insanlara duyulan ihtiyaç doğal işgücünden ziyade dijital veri takibi tarafına kayacak.

 Değişen iş gücü talebi sadece fabrika içiyle sınırlı kalmayacak. Bütün dünyanın geleceğinde olacağı gibi Türkiye’nin geleceğinde de insansız hava ve kara trafiği trendi güçlenecek. Bu bağlamda otonom araç ve drone gibi ürünler dijital sanayi endüstrisinin gözde üretimleri olacak ve bu bağlamda araç kullanmaya ve trafik düzenini sağlamaya dayalı iş gücünde de sektörel kaymalar olacak.

 Türkiye’nin sanayi endüstrisindeki geleceğinin merkezinde yer alacak bir diğer etken de “nesnelerin interneti” adıyla da bilinen IoT teknolojisi olacak. Kısa bir şekilde tanımlanacak olursa, akıllı cihaz statüsündeki cihazların birbirleri ile iletişime geçmesi ve birbirleri ile haberleşebilmesi ilkesine dayalı olan nesnelerin interneti Türk sanayi endüstrisindeki ve sektöründeki tüm kuralları değiştirecek ve yeniden yazacak başlıca etmenlerden birisi olacak.

21. Yüzyılda Hizmet Endüstrisi: Teknoloji Tabanlı Hizmet Sektörü Deneyimi

 Yirmi birinci yüzyıl ile beraber gelen büyük dijitalleşme ve teknoloji hareketlerinin en temelden etkilediği endüstri ve sektörlerden birisi de hizmet endüstrisi… Hizmet sektörü yirmi birinci yüzyıl dijitalleşme çağı ile gelmiş olan ve hala gelmeye devam eden yeniliklerle beraber günden güne daha güncen ve daha yeni bir yapıya kavuşuyor. Hizmet endüstrisinde görülen en büyük değişim, sektörün içerdiği hemen her şeyin dijitalleşmeye uğraması ve internet üzerinden halledilebilir hale gelmesidir. Ülkemiz Türkiye’de de dijitalleşmenin beraberinde getirdiği yeni hizmet endüstrisi geçirdiği değişimi bizlere sonuna kadar hissettirmektedir ancak az önce de belirtildiği üzere bu değişim durağan bir değişim değil ve ülkemiz Türkiye’de hizmet endüstrisinin geleceği değişmeye durmaksızın devam edecektir.

 Hizmet endüstrisinde yaşanacak olan sürekli değişimin somut sonuçları olarak hali hazırda önemli bir boyutta artan mobil bilgi işleme hizmeti doruk noktasına ulaşacak ve birçok işlem somut bir mekânda bulunmaksızın sağlanabilecek. Sanayi endüstrisini derinden değiştirecek olan IoT teknolojisi hizmet sektörünü de derinden etkileyecek ve günümüzde hizmet endüstrisinde iş gücüne ihtiyaç duyulan birçok alan ortadan kalkacak dijitalleşme ile alakalı alanlarda yeni iş gücü ihtiyaçları ortadan çıkacaktır ve somut olarak bir yere gitmeksizin istediğimiz hemen her hizmeti bizim yerimize alacak ya da sağlayacak yeni dijital teknolojiler türeyecektir.

M. Mustafa GÜNEŞ

Haber Editörü : Tüm Yazıları
İstanbul Üniversitesi İktisat mezunu. Planlama uzmanı
YORUM YAZ